Menü
Anket
Sitemizin Yeni Hali Nasıl?
Çok Beğendim
İdare Eder
Eski Hali Daha Güzeldi
Beğenmedim

Sonuçları Göster
Geçmiş Anketler
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha

 

Esencay Messenger

 

Uydu Görüntüsü

 

 

Siirlerle Esencay

 

Son Dakika

ESENÇAY KÖYÜ MUHTARI

 

H.Bekir KONYA

 

AZALAR

MEHMET ERDAŞ

HALİM TUNCER

HALİBRAHİM KÜÇÜKŞAHİN

ERCAN KAHRİMAN

ARİF ALAN

 TELEFON

0536 848 65 76

 

 

 

Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

ESENÇAY'IN TARİHİ - Mehmet ŞAHİN

ESENÇAY'IN TARİHİ

Yazar: Mehmet ŞAHİN |  Tarih:14 / 2 / 2012 |  Yazı Okunma: 4860


ESENÇAY TARİHİ İÇİN KISA BİR ÖZET

 

 

 

                Yeşil ırmak(Tozanlı) nehrinin güney yönünde,Boğalı dağlarının dik yamaçları ile kesiştiği nisbeten düz  platolarında kurulmuş şirin bir kasabadır. Ortasından geçen çaydan dolayıda Esençay ismini almıştır.

               Bugün içerisinde yaşadığımız esençay kasabasının geçmişteki  tarihi ve nostajik ismi bidevidir. 1962 yılında çıkarılan bir kararname ile köy ve şehir isimlerinin  Türkçe olması gereği Bidevi kasabasının ismi Esençay olarak değiştirilmiştir.Geçmişte neden bidevi ismi konulduğu konusunda  farklı kaynaklar ve görüşler ortaya atılmıştır.Bunlardan birincisi Ferit develi oğlu  Osmanlıca sözlüğünde BİD  kökeni Farsça söğüt anlamına gelmektedir.Bu nedenle söz konusu kökende bidevi sözcüğü türemiş olabilir. Üstelik Esençay ve çevresinde bol miktarda söğüt yetişmektedir yakın tarihte   söğüt sokularının olduğu konusunda bilgi ediniyoruz söğüt ağacı bir şekilde soyularak kurutularak bir takım işlemlerden geçirildikten sonra top mermilerine ham madde olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu ihtimali kuvetli bir görüş olarak algılıyoruz diğer yandan aynı yazarın Osmanlıca sözlüğünde bid kökeni Arapça yerleşim yeri  mesken,ev,oba  ve göçebe sözcükleri ile yakından ilgilidir. Buradan da bidevi sözcüğü töremiş olması kuvvetle muhtemeldir.

                 Diğer yandan Selçuklu döneminde kurulan  Seyit Nurettin Alpaslan  El Rufai vakfının silsile namesinde bidevi sözcüğünden söz edilmektedir. Bi şekilde oluşan bu isim antik kökenlide olabilir ama yukarda anlatmaya çalıştığımız görüşler daha kuvvetli gibi gözükmektedir.

                  Esençay (Bidevi) çevresinde yer alan tarihi tümürüsler geçmişinin bir hayli eskiye gittiğini göstermektedir.  Bu zamana kadar esençay ve çevresinde yapılan resmi ve gayri resmi kazılar sonucunda bir takım tarihi buluntular ortaya çıkmıştır.  Ortaya çıkan bilgi ve bulguların ışığı altında değerlendirme yaparsak yörede ilk hakimiyet kuran Hititlerin milattan önce (1650-1200) yılları arasında hüküm sürdüğü daha sonra sırasıyla firigler kimmerler (1200-700) yılları arasında hakimiyet sürdüğü anlaşılmaktadır  Bundan sonra pes kıralı III  ARDÜŞÜR  zamanınada pes hakimiyetine geçmiştir. Daha sonra  Milattan önce 331 yılında  Mekedonya kıralı Büyük İskender tarafından işgal edilmiştir. Onun peşinden  Milattan önce 291 yılında Pontus Kırallığının hakimiyetine geçmiştir. Pontus kırallarının Esençay ve yöresindeki Hakimiyeti ile ilgili en önemli belge günümüzde  Amasya müzesinde bulunan  Buroz lahit bu döneme aittir. Esençay’ın Batısında yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Çakırmıstık tepesinde bulunmuştur .

                 Pontus hakimiyetinin  bitmesiyle birlikte Milattan sonra 25 yılından 395 yılına kadar Roma hakimiyeti hüküm sürmüştür Esençay içerisinde yer alan Terme başı mevkiinde bulunan yunak yerinde eski bir roma hamamı bulunmakta idi ayrıca Ziver ağa konağının  istinat duvarı üzerinde buluna  röryef taş kabartmalar roma dönemine aittir. Roma imparatorluğunun 395 yılında yıkılmasıyla beraber bölgenin Bizans hakimiyetine geçtiğini görüyoruz yöremizde kıristiyan hakimiyeti devam ederken 712 yılında emevi

                                                                                                                               (2)

orduları hakimiyetine girmiştir. Emeviler tarafından yer yer işgal edilen Anadolu da hiristiyan hakimiyeti devam etmektedir 26 ağustos 1071 yılında sultan Alparslan ın Anadolu fethi ile bölgemiz Müslüman Türklerin hakimiyetine geçmiştir. Aslında Malazgirt zaferinden önce  yörede hakimiyet sağlayan  TAŞABAT  erenleri  bölgemizi fethini sağlayan  serden geçti akıncılarıdır. Bunlara baba erenler denilmektedir esençay çeltek mezarlığında türbesi olan çeltek baba onun  komşu köylerdeki ülküdaşları ,çanakçı baba çandır baba yonnus baba ergüneş baba yöremizin ilk müdavinleridir.

             1075 yılında DANİŞMENT  hakimiyetine geçen yöremiz Niksar merkez olmak üzere  önemli bir siyaset merkezi haline gelmiştir. Sultan alpaslanın komutanlarından olan Melik Ahmet Gazi yörenin idaresini ele almıştır. Bu nedenle bölgenin Türkleşmesi ve İslamlaşması sağlanmıştır.

            DANİŞMET  hakimiyeti devam ederken Anadolu Selçuklu sultanlarından II. KILIÇASLAN 1174 yılında bölgenin hakimiyetini ele almıştır. Maalesef Selçuklu hakimiyeti 1243 yılında  köse dağı savaşıyla moğol istilası ile birlikte sona ermiştir. Bundan sonra önce Sivas taki KADIBURHANETTİN Hükümetine bağlanmış peşinden 1425 yılına kadar hüküm sürecek olan  TACETTİNOĞULLARI’nın hakimiyetine girmiştir.

            1425 yılında Osmanlı Hükümdarı Çelebi Sultan Mehmet Tacettin oğulları hakimiyetine son vermiştir.yöre Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra Çelebi sultan Mehmet kendisine karşı gelen Ankara yöresine hakim Firuz bey oğlu Yakup beyi ilkin ölüm cezasına çarpıtmış daha sonra kararından vaz geçerek hicri 814 miladi 1412 yılında bidevi çardağı hapishanesinde tutuklattırmıştır. Peşinden Edirne yöresine hakim kardeşi Musa çelebinin beylerinden Mehmet Çelebiyi yine bidevi çardağı hapishanesinde tutuklattırmıştır.

              Osmanlı patişahlarının bidevi çardağına olan ilgisi bununlada bitmemiştir. Çelebi sultan mehmetin ölümünden sonra tahta geçen Oğlu II Murat  babasının izinden gitmiş oda kendisine karşı gelme ihtimali olan Menteşe beyinin oğullarından  Üves ve Ahmet adlı çocuklarını bidevi çardağı hapishanesinde tutuklattırmıştır.

          1402 yılında anadoluyu istina eden Timur ve orduları  Yıldırım Beyazıt hanı ve küçük oğullarını esir almıştır. Bunlardan büyük oğulları çelebi sultan Mehmet amasya’ya, Musa çelebi Edirne ye, İsa  Çelebi  Balıkesir  kaçarak canlarını kurtarmışlardır. Daha sonra  Osmanlı devleti fetret devrine girmiştir. Çelebi sultan Mehmet  Amasya ve yöresinde teşkilatlanmasını tamamlayarak hem Timur ordularına karşı hemde kardeşlerine karşı savaşarak Osmanlı devletini yeniden kurmuştur. Böyle önemli bir tarihi olayın ve kişiliğin  bidevi(esençay) tarihi ile ilgili olması çok ilginçtir.

              Osmanlı sultanlarının yöremize olan ilgisi devam etmiştir.Fatih sultan Mehmet  Trabzon fethinden sonra  beldemize çok yakın olan  Niksar’da  bir ay konaklamıştır. Esemçay la ilgili olan babasının ve dedesinin hatıralarını  tazelemiş olsa gerek

                1514 yılında doğu seferine çıkan Yavuz sultan selim han  Amasya dan hareket ederek yenice boğazından Yonnus beline  oradanda bidevi çardağından geçerek Fidi (AKÇA)kariyesine  oradan kale çevriğine geçerek kerkit vadisinden doğu seferine vasıl olmuştur.

 

                                                                                                                                      (3)

               Osmanlı devletinin yükselme ve genişleme devri patişahlarının ilgisine nail olan beldemiz ve çevresinde onyedinci yüz yılın ikinci yarından sonra Devlet otiretisinin zayıfladığına tanık olmuştur bölgede yeni eşkiyalar ve çeteler töremiştir. Bu yüzyıllarda Fidi kariyesinde yaşan silahtar ömer paşa Osmanlının bölgedeki silah emini ve yöneticisidir. Günümüzde akça kasabasında buluna silahtar ömer paşa camii en güzel tanığıdır. İlerleyen  yüz yıllarda  onsekizinci yüzyılda özelliklede ondukuzuncu yüzyıllarda devam eden savaşlar ve salgın hastalıklar  yörenin siyasi otiresinin ve öneminin azalmasına neden olmuştur.

              Ondördüncü yüzyıldan itibaren resmi yazışmalarda  bölgemize TAŞABAT ismi verilmiştir. Taşabat: Yeşilırmak(tozanlı) nehri etrafında kümelenen vadilerin bulunduğu bölgeye verilen addır. Günümüzde amaya nın Ezine pazarı kasabasından,Kelkit ve tozanlı ırmaklarının birleştiği Erbaa horoz tepe mevkiine kadar olan bölgenin  tarihi ismi Taşabat tır.resmi yazışmalarda  ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına kadar kazai Taşabat ifadesi kullanılmıştır bu tarihten sonra  onun yerini dört nahiyenin birleştiği anlamına gelen Erbaa kazası kurulmuştur.

               1903 yılında mülazım emin efendi tarafından karağaç köyünden nahiye müdürlüğü bidevi köyüne getirilmiş olup,o tarihten itibaren 1973 yılına kadar bucak merkezi olarak kalmıştır.bunu takip eden yıllarda 1967 yılında nüfus gelişimini tamamladığı için belediye teşkilatı kurulmuştur. 1973 yılında Türkiye genelinde bucak merkezleri kaldırıldığından Bidevi bucağıda idari yaşamına son vermiştir.bundan sonra esençay belediye idaresi altında günümüze kadar yaşamını devam ettirmiştir.

               Söz konusu genel tarihi vermeden evvel  geçtiğimiz 20.inci yüzyılın hemen başında  Esençay beldesinde önemli olaylar meydana gelmiştir. Halk arasında seferberlik olarak adlandırılan Milli Kurtuluş savaşı ile ilgili anılar Esençay’ında  meşkul etmiştir. 19 mayıs 1919  da Ulu Önder Kemal Atatürk Samsun’a çıktığında  yöremizde önemli siyasi hareketlenmeler olmuştur. Bölgemizde faliyet gösteren zararlı cemiyetlerin  en önemlisi İstanbul da bulunan Mavrimira rum Pontus cemiyetin göstermiş olduğu faliyetler dikkat çekicidir.Pontus çeteleri Esençay ve çevresinde şiddet estirmektedirler yoğun faliyet göstermektedirler.

                Yüzyıllarca bir arada yaşamış Rumlar ve Türkler bu zararlı cemiyetler sayesinde bir birine düşman haline getirilmiştir. Esençay’ın Güney Batısında yaşayan Şu andaki ismi Arduçönü (Gelemiç-Fadara) Hüsnüoğlu(Dazlı)köyü Rumları yıllarca beraber kadeşce  yaşamışlardır. Ancak Pontus ceteleri söz konusu  köylerin bulunduğu alanları çatışma  haline getirmişlerdir. Yakın geçmişi anlatan Esençay sakinlerinden Mehmet KAYA’nın(Elimam )verdiği bilgiye göre Rum çocukluk arkadaşlarıyla evlerine gidip geldiklerini beraber iş gördüklerini hatta Rumların evlerinde kendi aralarında Türkçe konuştuklarını ifade etmektedir.buna rağmen6 mayıs 1927 günü Ormanda odun kesimi yaparken kaçırılan Tombul oğlu Hüseyin ve Kadir oğlu Ahmet kat edilmiştir.5 mart 1921 de Mehmet oğlu Mehmet,Makasoğlu Osman Uzun ömer oğlu ali Berberoğullarından abdi Kademoğlu Mehmet Hasancıoğlu Sabri Pontus  çeteleri tarafından dağa kaçırılarak öldürülmüşlerdir.

                                                     HAFTAYA DEVAMI YAYINLANACAK

YAZAN VE ARAŞTIRAN  Emeki Öğretmen Mehmet ŞAHİN




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları


Bu yazıya yapılan yorumlar (4 Yorum)


4 - nebi şen 08/07/2014

hocam kaleminize sağlık sayenizde aydınlandık


4 - Ümit Aydın 24/08/2013

Mehmet Şahin Bey ben ILIPINAR KÖYÜ[ÇÖRMÜK] nden im.Muhtar Bahattin AYDIN nın oğluyum..Esençay kasabasını seviyorum ve tarihini okurken gerçekten tüylerim diken diken oldu.Bilmediğimiz ne çok şey varmış.sayende öğrenmiş olduk.Emeklerine sağlık.devamını merekla bekliyoum.Çok güzel bir yazı keşke herkes okusa...


4 - i.KARAGÖZ 11/03/2013

köyümüzün tarihçesini okudukca sanki bizler ayrı bir dünyada yaşar gibiyiz köyümüzü bizlere nasıl teslim edilmiş ama kıymetini bilmeyenler var bilgine sağlık öğretmenim.


4 - mahmut öztürk 14/02/2012

Kasabamızın tarih içerisindeki yerini, bundan güzel anlatacak yazı olamaz.Teşekkürler Mehmet Hocam.Allah Uzun Ömürler Versin.


İlk - < Önceki [1]  Sonraki> - Son


Ad,Soyad *
E-Posta *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal | Editör: Ali ÇOLAK